20120122

Bir varmış, bir yokmuş..
Evvel zaman icinde bu cümleyi duyduğumuzda, bir masalın habercisi olmasından olsa gerek, sevinirdik..
Masum masal introsu tadında başlardı o zaman her şey..
Geçen zaman, 'bir varmış, bir yokmuş'un anlamına,
iki kere tekrarlanan bir, ve var-yok kelimelerinden daha fazlasını yükledi.
Başlayan her şeyin bu kadar 'az günahkar' olmadığının,
hatta bu başlangıç cümlesinin aslında çocuklara anlatıldığında, yerine hiç oturmadığının bilincinde dinliyoruz artık masalları.
Söylenmiş repliklerin tekrarı ile ;

-Bir varmış, bir yokmuş...diyoruz hala.

-Bana 'bir varmış' de. Ama yokmuş deme. Korkuyorum!

Masum girişe ilaven korku-gerilim filmi tadında replikler katıyoruz hayatımıza.
Ne kadar tezat değil mi?
Dinlediğimiz, artık uykuya dalmamızı sağlamak bir yana dursun, rüyalarımızı
bölüyor en can alıcı yerinde.
Sonra tekrar bir ışık beliriyor karanlığın battığı yerden.
Her karanlık, eninde sonunda bir avuç ışığa tekabül ediyor aslında.
İnsan alışıyor, en güzel yerinde filmin ayrılan aşıklara ya da korkunç bir kabusla,
aniden uyanıp rahat bir nefes almak arasındaki huzur farkına.

Bir dalıyoruz, bir uyanıyoruz.
Bir 'var' oluyoruz, bir 'yok' oluyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder